6 Ocak 2013 Pazar

Mantara Gittik

Bu gün erkenden kalkmıştım ama Muhammet amca daha da erken kalkıp beni aradı. "Mantara gidelim mi?." dedi. Benim canıma minnet zaten. "Nereden alayım seni?." der demez. yarım saat içinde Muhammet amcayla buluştuk. 

Knidos yoluna çıkıp çam ormanlarına geldiğimizde arabayı kenarda bırakarak ormanın içlerine daldık. 

Fotoğrafa dikkatlice bakarsanız Muhammet efeyi görebilirsiniz... 
Aradığımız mantar Kanlıca mantarıydı, Türkiye'de her yerde demek ki Kanlıca adıyla anılıyordu topladığımız mantarlar. 

Yerdeki görüntüleri bu şekilde. 
Ben mantar ararken dikkatimi çeken bazı bitkileri de görüntüledim. 
Dağlarda Kel zeytinlere de rastladık. Kel denmesinin nedeni aşısız olduğundanmış. 
Bu görüntüyü de kaçırmadım. Kayaların içerisinde nasıl büyüdüyse bir çalı kocaman ağaç olmuş. Arka plandaki görüntü ise bizim buralara gelerek mülk sahibi olmuş bir Alman ailenin çiftliği.  
Mantar toplama işini bitirdiğimizde Abdullah amcanın bahçeye gelerek toplanan mantarları temizledik. 

Muhammet amcanın hanımı ve kızı 15 gündür Antalya'da olduğundan Muhammet amca da benim gibi avare...
İki kilodan fazla mantar toplamışız yarım saatte. Gelin görün ki, bundan sonraki görüntüleri çekmek hiç aklıma gelmeyince mantarın nasıl yapıldığın yalnızca anlatmakla yetineceğim.

Temizlenen bu mantarlar ufak ufak kuşbaşı şeklinde bir tavaya doğrandıktan sonra mantarlar iyice suyunu çekene kadar haşlandılar. Haşlanan mantarlar bolca zeytin yağında kızartılarak afiyetle yendi...

6 yorum:

Adsız dedi ki...

Gökhan abi iki aile birlikte pikniğe gittiğimizde de hep kanlıca arardık :) Tabi arada bulduğumuzda olurdu. O günleri hatırlıyor musunuz. Mantar arama işini şrf hanımda çok iyi bilir. Bu arada kanlıca mantarının turşusunu da denemediyseniz tavsiye ederim.

mercan

ÇAĞATAY dedi ki...

Hatırlamaz olurmuyum yenge, ne güzel günlerdi o günler.

Turşusunu duymamıştım deneyeceğim, sağolunuz.



cerenmus dedi ki...

Ben doğadaki mantarlardan çok korkarım, bazı aşırı zehirli mantarlar ile zehirsiz olanları uzmanları bile ayıramadıklarını itiraf ediyorlar, geçenlerde bir belgeselde izledim. Aman diyeyim..

ÇAĞATAY dedi ki...

CERENMUS;

Bir bakıma doğru söylüyor olabilirsin. Haberlerde duyuyoruz mantar zehirlenmelerini. Zehirlenenler genelde mantar toplayan köylüler oluyor. Yani, zehirlenecek en son şahıslar zehirleniyor. Halbuki, onlar çocukluklarında başlıyorlar mantarları tanımaya.

Mantarın zehirlemeye başladığı bir evresi mi var acaba?

Belgesellerde izliyorum Fransa'nın köylerinde özel olarak mantar topluyorlarmış, bu iş için de özel yetiştirilmiş koku alan köpekleri varmış. Mantarların kilosunun da 100 bin dolar kadar olduğunu söylüyorlar.

Bizim bildiğimiz bir tek mantar var o da KANLICA dediğimiz Türkiye'nin her yerinde aynı olan mantarlar.

Bir de ithal edilen mantarlar var, delik delik şekilli, Kuzu Göbeği diyorlar. Kurutulduktan sonra kilosu 10 bin dolara Taşköprü ilçemizden Fransa'ya ithal ediliyor.

Bazıları zehirlenme korkusundan Kültür Mantarlarını dahi yemiyorlar.

Bu topladıklarımızın lezzeti muhteşemdi, kuşbaşı et tadındaydı. Şans işte biz yedik, bu sefer bir şey olmadı:)

Jandragones Otero dedi ki...

mantarr :(

ÇAĞATAY dedi ki...

Sen de mi J. :(